HALİÇ HAKKINDA
Haliç, kıyılarında yapılan yürüyüşler, piknikler ve sandal sefalarıyla Bizans ve Osmanlı dönemlerinin en gözde mesire yeri idi. Lamartine, Pierre Loti gibi yabancı şair ve yazarları da kendine aşık eden bu ince-uzun suyolu, namı-diğer “altın boynuz” bugünlerde yapılan yeni yatırımlar ve restorasyon çalışmaları ile eski günlerdeki zerafetini yeniden kazanıyor.

Eski İstanbul'dan bize miras kalan Haliç'in Cibali, Fener, Balat gibi semtleri hala o unutulmuş “mahalle” hayatını devam ettirmeye çalışıyor. Değişik din ve ırklara sahip Haliçliler kozmopolit hayatın en güzel örneğini verip aynı mahallede huzurlu bir yaşam sürüyorlar. Bu kültürel zenginlik ibadet mekanlarının çokluğundan ve çeşitliliğinden de anlaşılıyor. Gül Camii, Aya Nicolas Kilisesi, Bulgar Kilisesi, Ruhban Okulu, Ortodoks Patrikhanesi,Tahta minare Mescidi, Molla Aşki Camii, Ahrida Sinagogu, Yanbol Sinagogu bu mabedlere en güzel örneklerdir.

Eğlence Hayatı da eski hızını kazanmak üzere; Agora Meyhanesi, Sukiyas, Kamburoğlu, Kafesli, Sakızlı Meyhaneleri bu bölgenin artık var olmayan, ama yıllarca İstanbullulara hizmet vermiş işletmeleridir. Bu günlerde Haliç'te Le Caique ve Sultani'nin yanı sıra Cibali Kapı Balıkçısı ve Dafnis Otel gibi tarihi binalarda açılan işletmeler türlü lezzetleri müşterilerine sunuyorlar.