

|
KONSEPT
Lokanta konsepti olarak, salaş, ama temiz bir Ege balıkçı kasabası lokantası hayal ettik. Bunun için sandalyelerimizi “kırkahvesi sandalyesi” tabir edilen açıkhava sinemalarında da kullanılan basit, ağaç sandalyelerden seçtik ve ustasını ta İnegöl’de bulduk. Bunları da Ege reklerine boyadık. Mavi-Çivit mavi-beyaz Ege renkleridir. Özellikle çivit mavinin çok kullanılmasının sebebi sadece güzel bir renk olması değil, çivitin sinek ve haşeratı evden uzak tutmasıdır. Biz de genel renk üslubuna sadık kaldık.
Duvarlarımızı kaba sıva üzerine beyaz kireç vurarak bitirdik ve istediğimiz köy duvarı dokusunu elde ettik.
Masalarda beyaz örtü ve beyaz kapaklar kullanarak serviste temizliği öne çıkardık. Dekorasyonda her balık restaurantı gibi ağ kullanmadık, daha orijinal parçalara yer verdik, gemi eskileri, balıkçı eskileri aradık.
Teras katını sıcak yaz günleri için ferah bir güverte havasında hazırladık.
Ege’nin karşı tarafını da tanımak için bir Yunanistan (Pire,Atina,Girit) yolculuğu yaptık.
|
 |
BİNA
Bina 1938 yılında inşa olmuş tipik bir rum evi. Uzun süre ev kalmış ama daha sonra kereste deposuna çevrilmiş. Yığma bir bina.Tüm tuğlaları Marsilya’dan getirilmiş, malum o dönemde T.C.’de tuğla imalatı yok.
Cibali eskiden gayrimüslimlerin yoğun olarak yaşadığı bir bölge ama zaman içerisinde artan baskı ve değişen şartlardan dolayı bölgeyi terk edip Kurtuluş, Nişantaşı, Şişli gibi semtlere yerleşmişler.
Bölgenin diğer bir özelliği ise Osmanlının son döneminde ve cumhuriyetin ilk yıllarında meyhanelerin haliç kıyısında,Cibali, Fener, Balat şeridinde bulunmasıdır. Genellikle bu meyhaneler Rumlar tarafından işletilir idi. Ramazan ayı boyunca saygıdan kapalı olan bu meyhaneler ramazanın sonlarında müdavimlerine “unutma beni” dolması(uskumru dolması) gönderir ve kendilerini hatırlatırmış. |